Sevgi Soysal
Yenişehir'de Bir Öğle Vakti
July 27, 2019 Comments.. 929
Yeni ehir de Bir le Vakti Sevgi Soysal Orhan Kemal Roman d l n kazanan Yeni ehir de Bir le Vakti nde ok boyutlu bir toplumsal kesiti sanki hi zorlanmadan edebiyata aktarm gibidir G zlemledi i alabildi ine ger ek insan p

  • Title: Yenişehir'de Bir Öğle Vakti
  • Author: Sevgi Soysal
  • ISBN: 9789750501227
  • Page: 328
  • Format: Paperback
  • Sevgi Soysal, 1974 Orhan Kemal Roman d l n kazanan Yeni ehir de Bir le Vakti nde, ok boyutlu bir toplumsal kesiti sanki hi zorlanmadan edebiyata aktarm gibidir G zlemledi i alabildi ine ger ek insan portrelerini, birbirinden kopukmu gibi duran hayatlar ndan al p, zekice bir kurguyla bulu turur Bu er evenin i ine de, Ali, Do an ve Olcay dan olu an bir gen kurSevgi Soysal, 1974 Orhan Kemal Roman d l n kazanan Yeni ehir de Bir le Vakti nde, ok boyutlu bir toplumsal kesiti sanki hi zorlanmadan edebiyata aktarm gibidir G zlemledi i alabildi ine ger ek insan portrelerini, birbirinden kopukmu gibi duran hayatlar ndan al p, zekice bir kurguyla bulu turur Bu er evenin i ine de, Ali, Do an ve Olcay dan olu an bir gen kurar o d nemin sorular n , abi karde , arkada ve sevgililik ili kileri zerinden yans t r Ve ortaya, insan n sol taraf n sa lam k lan bir roman kar.

    • [PDF] Download ☆ Yenişehir'de Bir Öğle Vakti | by è Sevgi Soysal
      328 Sevgi Soysal
    • thumbnail Title: [PDF] Download ☆ Yenişehir'de Bir Öğle Vakti | by è Sevgi Soysal
      Posted by:Sevgi Soysal
      Published :2019-07-27T23:10:27+00:00

    1 Blog on “Yenişehir'de Bir Öğle Vakti

    1. İntellecta says:

      1970'lerin Ankarasında yolları birbirleriyle kesişen insanların yaşamlarından kesitler yer alıyor bu kitapta. Soysal bu kesitleri bir sosyolog titizliğiyle irdeleyerek dönemin toplumsal, ekonomik ve siyasi sorunlarına ve bu sorunları ortaya çıkaran sisteme mercek tutuyor. Kitaptaki bazı karakterleri biraz fazla idealize edilmiş bulsam da genel olarak analizleri ve tasvirleri beğendim. Metaforlarla dolu okunası bir kitap.

    2. Cemre says:

      Tante Rosa ile başladım Sevgi Soysal'ı okumaya. Ardından İletişim'in belirlediği sıra ile devam etmeye karar verdim Soysal'a. Yenişehir'de Bir Öğle Vakti, Soysal'ın okuduğum üçüncü eseri ve neden "başyapıt" olarak nitelendirildiğini çok iyi anladım ve ben de kesinlikle bu nitelendirmeyi yapanlara hak veriyorum. Daha ilk sayfadan çok başarılı bir eser okuduğunuzu fark ediyorsunuz.Soysal, 1970lerin Ankarasında yaşayan çeşitli kesimlerden insanların bir öğle vaktin [...]

    3. Miraç Saral says:

      Sevgi Soysal yazmasaydı bugün ne Elif Şafak, ne Ece Temelkuran, ne Müge İplikçi yazabilirdi.

    4. Özgür Oklap says:

      Yüksekçe bir yerde hayal ediyorum Sevgi Soysal'ı. 70'lerin başı Bir öğle vakti Gözlerini kısmış Ankara'nın Yenişehir'ine bakıyor ve başlıyor birbirinden farklı karakterlerin öykülerini, birinin bittiği yerden diğerini başlatarak anlatmaya. Tezgahtar Ahmet, sevgilisi Şükran, emekli öğretmen Hatice Hanım, mirasyedi Necip Bey, banka memuru Mehtap, 'girişimci' Güngör, hukuk profesörü Salih Bey, eşi 'Cumhuriyet kızı' Mevhibe Hanım, kızları Olcay, oğulları Doğa [...]

    5. Tuğba says:

      Off o sınıf tasvirleri öldürdü beni. O küçük burjuva yergilerindeki karikatürlük, o "kadının kurtuluşu sosyalizmle mümkündür"cü odun, mağara adamı Ali'de parlatılan işçi sınıfı övgüsü, Çingene romantizmi, o "bacı"lar Küçük burjuva solundaki kendi sınıfından nefret edip diğer sınıfların çerine çöpüne bile tapınma hâli, o safdillik Olcay'da değil esas zengin çocuğu Sevgi Soysal'da mevcut. Olcay diye kendini anlattıysa normal gerçi.

    6. Emre Coskun says:

      Sinifca bir kac Sevgi Soysal belgeselleri izlemenin kitapta belirli noktalarda faydasi oldugunu dusunuyorum. Mufredattan bir kitap olsa da cok begendim, degisim temasini toplumdan yola cikarak cok detayli anlatiyor. Vermek istedigi mesajlar cok gercekci, ancak daha fazla vakti olan birinin bu romani daha da begenebilecegini cunku icerdigi detaylari daha cok takdir edip ustune kafa yourabilecegini dusunuyorum.

    7. aslında yokuz says:

      Kitaptaki her karakter, Türkiye'deki bir sınıfı/kültürü/profili yansıtıyor. Yazar, başarılı gözlemlerini karakterlere iyi yedirmiş. Farklı karakterlerin bakış açılarını okuduğumuz her bölümdeki ifadeler o kadar özenle seçilmiş ki, kısa sayılabilecek bu bölümler karakteri özetlemeye yetiyor. Tüm bu özetler bir araya gelince de, 70'ler Türkiye'sinin, günümüz Türkiye'si için de yer yer geçerli sayılabilecek, bir panoraması ortaya çıkıyor. Bir karakterin [...]

    8. Duygu Sevimli Çeltik says:

      Sevgi Sosyal'deki yaşama sevinci, herkesi kucaklama, herkese tanık olma, dokunma isteği ve becerisi beni mest etti. O kadar sevdim ki yorulup elimden düşürüne kadar tüm kitaplarını okumak istiyorum. Sevgi sosyal'ın kitaplarını Elime her alışımda öyle bir heyecan duyuyorum ki, araya başka bir kitap girerse hevesim solar diye çekiniyorum. Ayrıca iyi ki Sevgi Sosyal bir Ankara tanığı olmuş iyi ki Ankara'yı her haliyle sevmiş. Onun o naif kalbinden başkası Ankara bozkır [...]

    9. Duygu says:

      "Kitap gibi konuşmasana!" Bu sözü Ali, Doğan'a eder. Fakat okurken vaiz kıvamında konuşan, uzun bildirim içeren monologlar yapan karakter kitap boyunca Ali'dir.Ali ve Mevhibe Hanım üzerinden yeni-eski, sol-sistem dikotomisi kuran yazar romanda burjuvayı anlatırken iç çözümlemeler yapar ama Ali'den bahsederken buna muvaffak olamaz. Acaba yazar burada Ali'nin Doğan'ın filmine yönlendirdiği, gerçeği yansıtamama, bilmediği bir sınıfı/grubu anlatırken tökezleme eleştiris [...]

    10. Baris Balcioglu says:

      Tarihçi bir arkadaşım, kitabın İngilizcesinin çıktığını FB'ta duyurmuş ve çok güzel bir roman olduğunu söylemişti. Tante Rosa'yı anlamamış, Yıldırım Bölge'yi fena bulmamış birisi olarak SSoysal'a bir kez daha şans vermenin zamanıdır diyerek okudum. Ortalarında, CHPli kurucu ailenin kızı Mevhibe Hanım ve ailesi beni biraz sıktıysa da, başı ve sonu hoşuma gitti. SSoysal gibi birisi de demek CHP eleştirisi yaparmış, herkes yapmış ve yapıyor anlaşılan. A [...]

    11. Arzu says:

      ‘’İşte ben, bu alışkanlıklarından biri olmak istemem. Senin düzenle olan bağlarından biri. Sabahki diş fırçan, ya da kolunun altına sürdüğün deodorant, ya da yumurtalı şampuan olmak istemem. Bunların günlük mutluluğunda, rahatlığında belki sadece ufak bir payları var. İşte ben bu gündelik mutluluğun daha büyük bir payı olmak istemem. Yani daha rahat olman, korkmaman için örneğin, destek olamam sana. Düzenle bütün bağlarını koparabildiğin zaman, ki [...]

    12. Ceyda Akınç says:

      Ali - Olcay-Doğan ve Çingene Necmi geçmiş, düzen, kibir, kaygı ve başkaldırı Ali'nin Olcay'a söylediği gibi "Korkma, aydınlığı bir ucundan da olsa görenlerin işi değil korkmak. Karanlıktaki çocuklar korkar. Biz ne çocuğuz, ne de her yer karanlık"Başarıyla çizilmiş bir Türkiye panaroması bu kitapHer bir karakterin iç dünyasını bu kadar etkili ve güzel anlatması hayranlık uyandırıcıBüyük bir keyifle, bir solukta okudum.

    13. Danish Shabbir says:

      its really fun in the middle

    14. Sercan says:

      Önce önsözden bahsedeyim. Önsözünde kitaptaki olayları anlatan, üstüne sonunu da söyleyen kitapları bilirsiniz. Yenişehir'de Bir Öğle Vakti de bir istisna değil maalesef. Ancak farklı olarak, önsöz yazarı, çok şık bir şekilde, okuyucuyu önsözün ilk satırlarıyla beraber, gerekçeli bir şekilde önsözden kovuyor. İyi ki de kovuyor. Başarılı.Kitaba gelirsek isminden anlaşılacağı üzere, Yenişehir'de bir öğle vaktinde insan manzaraları sunuyor bize Sevgi Soy [...]

    15. Cem Başkaya says:

      ne desem nekeslik ederim.

    16. Kadircan says:

      ​Önsözde yer verilen bizzat Sevgi Soysal'ın ağzından aktarılma şu cümleler, romanın çerçevesini de güzelce çiziyor: "Bir kavağın devrilme süreci içinde, bir öğle vaktinde, Kızılay'dan Pikniğe akan başkent kalabalığına, bir film makinasının objektifiyle bakmak ve objektife giren kişileri, bu devrilme olayı içindeki yerlerine oturtmak istedim."Kitapta geçen on civarındaki karakterin her biri büyük bir titizlikle analiz edilmiş ve iç dünyaları samimi bir şe [...]

    17. Aslı E. says:

      Keşke lise ya da en geç üniversite yıllarımda okusaymışım dediğim bu başyapıt kendini İstanbul'da yaşadığımız ve sokaklarda ağaç, Haydarpaşa'da vinç deviren fırtınadan sonra çağırdı. Sevgi Soysal'ın bir kitabı vardı, hani kavak devriliyordu diye attım elimi kütüphaneye. Girişine 12 Kasım 2010 diye tarih atmışım, "kadıköy'den anakara'ya yolculuk!" yazıyor başında. O günleri hatırlıyorum, güya senaryolaştıracaktık bu kitabı, günlerce okumadan öy [...]

    18. Ayla Kayhan says:

      Bu kitap, Sevgi Soysal’in Tante Rosa’dan sonra okudugum ikinci kitabi. Son zamanlarda okudugum en yalin, en siradisi kitap diyebilirim. Orgu gibi islenmis bir hikaye var. Karakterlerin her biri digerinden farkli. Olcay, Ali, Dogan ve Mevhibe Hanim disindaki karakterler cok derin anlatilmamis olsa bile hic rahatsiz etmiyor. Psikoanalizler o kadar guzel yapilmis ki hikayenin icine girebiliyorsun. Ankara’da hic yasamadim. Ama isin urkutucu tarafi 1970 yilindaki Anakara’yi anlatan hikayenin [...]

    19. Berkay Şentürk says:

      Zamanında zayıf kurgusu ve "roman olmayışı" ile eleştirilen bu kitapta yazar aslında çok da sık rastlanmayan bir kurguyla bir kavak ağacı etrafında topladığı karakterlerle postmodern bir üslup çiziyor. Anlatımdaki canlılık, zeka ve yalınlık, temiz kalpli bir umutla toplumun kökündeki çok derin ve önemli sorunlara değiniyor. 1970'ler Ankara'sında birbiriyle kesişen farklı karakterlerin bakış açısından verdiği çok katmanlı anlatımındaki sivri gözlemlerle ç [...]

    20. Remziye says:

      Kişilerin tek tek öyküleri başlangıçta insanı farklı yerlere götürüp bir miktar dağıtırken, bağlantılar kurulup da anlatılan hikaye bütünlük kazanmaya başlayınca tadına doyulmaz bir güzellik ortaya çıkarıyor. Neden ben bu kitapla bu kadar karşılaşıyorum sorusuna işte o zaman tatmin edici bir cevap veriyor insan kendi kendine.

    21. Gülşah Özük says:

      Severek okuduğum, bir çok farklı karakter ile tanışma imkanı bulduğum bir kitap. Tek içime sinmeyen nokta, Olcay, Doğan ve Ali’nin hikayesini derinlemesine vererek ayrı karakter tanımlamasından kopması ve akabinde bağ kurdurduğu bu üçlünün hikayesinin sonunu getirmemesi oldu. Bir kitap içinde iki kitap hissi yarattı.Sınıf çatışması her anda her cümlede içime işledi. O yıllardan bu zamana kadar geçen süre zarfında değişmeyen ve giderek artan sınıf farkını [...]

    22. Güvenç Bulut says:

      Bir solukta okuyacağınız ama bitmemesi için yavaşlıyacağınız aynı zamanda sanki devamı olması gereken karakterlerin hikayasi açık kalmış dili ve akıcılığıyla okunması gereken bir eser

    23. Maria says:

      bloghares/indexp/tra

    24. Levent Utku says:

      Derdini ana karakterler üzerinden değil, tipler üzerinden anlatan bir roman. Yazıldığı zaman bağlamında öncü sayılabilir, ama bana göre onu aşan halefleri olmuş. (Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi, Bit Palas) Tipler üzerinden dönem panaroması ve eleştirisi sunan romanlara merakı olanlar okusun.

    25. Basak Salik says:

      ikinci çaylarını gülerek doldurdular. Divanda çıplak oturmuşlar, sırt sırta dayanmışlardı. Serindi sırtları.— Siyam ikizleri gibiyiz.— Yüzümü görmemekten rahatsız oluyor musun?— Sana dayanıyorum. Kanının akışını, yüreğinin atışını paylaşıyorum. Seni yaşıyorum yani, görmek önemini yitiriyor.— Bırak ben koyayım çayları.— Olur bacı."Bacı", bu söz Olcay’ı bu kez öyle sevindirdi ki. Şimdi ilişkileri o eski dost, kardeş niteliğini yitirmem [...]

    26. Oya Özgün says:

      mevhibe hanım'ın kızı olcay'la o kadar yakın bağlar kurdum ki(kitaptan spoiler)"işte olcay en büyük suçlarından birini işlerdi. sokağa, elinde balonuyla çıkar, önüne gelen ilk yoksul çocuğa balonunu veriverirdi. anası deli olurdu bu huyuna."niçin veriyorsun balonunu?uçsun diye?kim?o çocuk akılsız?bu soruya cevap vermezdi olcay. çünkü yoksul çocukları, babaannesinin ona anlattığı masallardaki uçan halıya bindirir gibi, balkonuyla kafdağı'nın ardına uçurmak [...]

    27. ehk2 says:

      İçimizdeki ve aramızdaki "sevgisizlik duvarları"nı nasıl büyüttüğümüzü anlatıyor bu kitap. Müthiş. Bir nevi kırk küsur yıl sonra yazılmış bir "memleketimden insan manzaraları" çeşitlemesi. Bütün iyiliğiyle, kusurlarıyla emekçi sınıflardan, orta ve üst kesimlerden portreler. "Tuzu kuru olmak hikayesi". " ağzına vurulanın lokmasını kaptıracağı inancıyla, çocuklarını birbirlerinin ağzına daha önce vurmaları için destekleyen" halkımız Milli karakte [...]

    28. Ahmet Yavuz says:

      12 Mart dönemini anlatan, farklı hikayeler ve hayatların anlatıldığı ama hepsinin birbiriyle bağlantılı olduğu güzel bir roman. Ayrıca kitap sembolik bir anlatım izliyor. Kitapta sınıf kavramı, tabakalaşma Olcay-Doğan ve Ali üzerinden etkili bir şekilde anlatılıyor. Özellikle kitabın sonunda o meşhur Kavağın Kapıcı Mevlüt'ün üzerine devrilmesi, 12 mart romanlarındaki ezilen kesimin her zaman ezileceğini, toplum içinde daima edilgen olacaklarını gösteriyor. [...]

    29. Bilgesu Kaya baydemir says:

      Icerigi degil ama kurgusu bana Virginia Woolf'un Mrs. Dalloway kitabini animsatti. Yetsitirildigin ailenin ve ortamini, hayatini ve baska insanlari algilamanda ve degerlendirmen de etkisi. Insanlarin zor hayatlari ve hayatlarindaki zorluklarin nedenine kader diyip gecmesi, bazen kaderin baska insanlar ve toplum tarafindan yazilmasi. Sevgi Soysalin her zaman muhtesem bir gozlem gucu ve akici hikayeci bir anlatimi var, bu roman da oyle Bilmem hizla okudum asik oldum kitaba, olcayi cok sevdim. O ai [...]

    30. Birgül says:

      bu birbiriyle bağlantılı/bağlantısız öykülerle bezenmiş ama roman sıfatını da tüm anlamıyla hak eden eseri bitirmem 2 ayımı almış olsa da, ilk 140 sayfasını baştan bir kez daha okumuş olsam da-ki bunlar kitapla değil benimle alakalı gerekçelere dayandırılabilir- kitaptan hiç soğumadım. aksine okumadığım zamanlarda "acaba mevhibe hanım ne yaptı?" ya da "acaba hatice hanım bi daha karşıma çıkacak mı?" diye düşündüm durdum. sevgi soysal dönemini ve kend [...]

    Leave a Reply

    Your email address will not be published. Required fields are marked *